Bu tarihte ve bugünü kapsayan haftada, çeşitli kuruluşlar mülteciliği mercek altına alna etkinlikler düzenliyor. Biz de 20 Haziran ertesinde mültecilik gibi büyük bir konuyu çocuklara ustalıkla anlatan iki kitaptan söz ettik. İzlemek için aşağıdaki videomuzu tıklayabilirsiniz. Sözünü ettiğimiz kitaplardan ilki
Şimdi kısaca bölümlere göz atalım. İlk Sezon Bölümleri: Sezon 1 Bölüm 1: Winter is Coming. Yazların on yıllar, dehşetli ve soğuk kışların bir insan ömrü sürebildiği bir diyardayız. Mevzuya dahil olduğumuz zamanda kışın gelmesine az kalmış, herkesin dilinde aynı şey: 'Winter is coming' (Kış Geliyor)
Küçük Prens-Küçük Prens Çoğumuzun çocukken tanıyıp kalbinde yer edinen ilk roman karakteri Küçük Prens'tir. Sebebi sarı saçları, kendi küçük Astroid'i ile yıldızların arasında yer alması ya da prens olması değildir.
Küçük Prens Kitabı İçin Evrensel Tasarım Uygulama Örneği) ÖZET Evrensel tasarım; ürünlerin, reklam araçlarının, çevrenin, programların ve hizmetlerin özel bir ek tasarıma gerek duyulmaksızın, mümkün olduğunca herkes tarafından kullanılabilecek şekilde tasarlanmasıdır. Erişilebilir tasarım ise herhangi
Bana öyle geliyor ki Küçük Prens’in, çocuk kalbinin şaşkınlıkla karşıladığı varlıkları, bizler hem objektif hem de sübjektif olarak değerlendirmeliyiz. Aşırı derecede tek yönlü yaşam tasarıları ve duygu yoksunluklarıyla bu insanlar, günlük yaşamda sürekli olarak karşıma çıkar.
Ta1560p. This post has already been read 4193 times!İnsanların bir birini tanıması, birbiri için tek olması, birbirimize gereksinin duyulması için bir birimizi evcilleştirmek mi gerek. NE DERSİNİZ_? KÜÇÜK PRENS KİTABI İLE GELENLER EVCİLLEŞTİRMEK Kitapların hemen hemen hepsi bir görünen yani zahir, bir görünmeyen batını mesajlarla doludur. Bu gerçek yalnız ve yalnız kitaplarda var olan bir gerçek değildir. Hangi kavram olursa olsun yalnız bilinen ve görünen anlamı dışında en az iki belki üç belki de çoklu anlamı vardır. İfade edilen her kavramın, duygunun, olgunun ve hatta kullandığımız, dokunduğumuz, gördüğümüz her objenin bildiğimiz, öğrendiğimiz, idrak ettiğimiz anlamı dışında farklı farklı anlamı vardır. Neden bu kadar uzun bir giriş yapıldı. Küçük prens kitabında rast gelinen evcil kavramından dolayı. Tilki Küçük Prense beni evcilleştir der ve de Küçük prens evcil nedir? diye sorar, işte tilkinin evcilleştirme tanımlamasında evcilleştirdiğin şeyleri tanıyabilirsin demesi evcilelştirme tanımının ötesinde nelerin var olabildiğinin farkına varmak. Evet evcilleştirme derken evcil hayvanlar geliyor ve de insanlar kendilerine yakına kılmak için hayvanları evcilleştirir değil mi? Evcilleştirmenin; birbirine gereksinim duyma olgusunu barındırması Evcilleştirilen ile evcilleştirme işlemini gerçekleştirenin bir biri için bir tane olması Yalnız evcileştirdiğimiz şeyleri tanıyabildiğimiz Dost olmak için tanımak tanımak için zaman ayırmak gerektiği Evet biz insanların bir birini tanıması, birbiri için tek olması, birbirimize gereksinin duyulması için bir birimizi evcilleştirmek mi gerek. NE DERSİNİZ_? Erdemli anla yaşamak dileğiyle, sevgiyle ve huzurla huzurda kalın.. Aysel EVRAN Gelişim Ortağınız Stratejik Planlama ve Aile Şirketleri Danışmanı Masadan sahaya devlet siyaset aile şirket aile ülke üniversite toplum birey yönetimi Bir Fularlık fark aevran ayselevran
Aşağıda küçük prenses kitap özeti ve konusu kısaca olarak ele alacağız. Küçük Prenses kitabının özeti şu şekildedir Sara, annesini küçük yaşlarda kaybeden ve babasıyla yaşayan bir çocuktur. Babası Sarayı okutmak ister. Eğitim ve öğretimden mahrum kalmamasını ister. Sara ve babası bunun için birçok okul araştırırlar. Sara sonunda kaliteli bir özel okula başlar. Okulda Hintçe ve Fransızca okutulmaktadır. Sara, okulda yalnız dönemler geçirir. Herkesin hor gördüğü bir öğrenciyle arkadaş olur. Okulun en gözde isimlerini geride bırakarak bütün dikkatleri kendine çekmektedir. Gözde bir öğrenci olarak başarılar elde etmektedir. Babası Sara’ya sürekli hediyeler de göndermektedir. Sara’nın babası bir iş adamıdır. Bir gün ortağı tarafından dolandırılır. Buna çok üzülür ve hayatını kaybeder. Okul müdürü haberi Sara’ya ulaştırır. Sara, bu duruma çok üzülür. Okul müdürü paracı olduğu için onu hizmetçi olarak kullanmak ister. Sara artık okulun hizmetçisi olur. Okul hizmetçiliği yapanlarla çalışmaya başlar. Fare seslerine dayanamaz. Başka bir ailenin yanına taşınır. Onların da yanına biri taşınır. Bu adam Sara’yı aramaktadır. Çünkü babasının mirasını vermek ister. Ufak tefek araştırmalarının sonunda Sara’ya komşu olduğunu anlar. Sara ile görüşür ve birkaç özel sorular sorarak teyit alır. Sara’ya emanetini verir ve Sara artık zengin biri olur. Küçük Prenses kitabının konusu şu şekildedir Kitapta varlık ve yokluk hayatının gelip geçici olduğu, hayatta her şeyin bir bedeli olduğu anlatılmaktadır. Küçük Prenses Kitap Özeti ve Konusu Hakkında Yorumlarınızı Aşağıdan Hemen Yazabilirsiniz.
Küçük Prens, 1943 yılında Antonie de Saint-Exupery tarafından yazılmış. Fransızca özgün adı Le Petit Prince dir. 2015 te 20 ye yakın yayın evinde küçük prens baskılarını görmek mümkün. Zira telif haklarında şöyle bir kural var Yazarın ölümünün üstünden 70 yıl geçince telif hakkı dönemi sona eriyor. Saint-Exupéry’nin ölüm tarihi 1944, dolayısıyla 2015 itibariyle artık isteyen herkes Küçük Prens’i yayımlayabilir. Tabii pek çok yayınevi Küçük Prens çevirilerini hazırlamış, basım aşamasına getirmiş ve eserin telifinin dolmasını dört gözle bekliyormuş. Can Çocuk, Remzi Kitabevi, İthaki Yayınları, Kırmızı Kedi, Palto Yayınevi, Notos Kitap ve Şule Yayınları’nın aralarında bulunduğu yayınevlerine daha çok yayınevi katılacak gibi gözüküyor. Haliyle pek çok okurun kafası karıştı. Bende dayanamadım bir derleme yapmaya karar verdim. Umarım sizlere faydası olur. Eserde bir çocuğun gözünden büyüklerin dünyası Çölü''ne düşen pilotun Küçük Prens'le karşılaşması ile başlayan kitap yirmi yedi bölümden oluşuyor. Özellikle Küçük Prens'in yurdundan ayrılıp altı ayrı gezegene yaptığı gezileri anlatan bölümlerde bazı tipik yetişkin yaşam biçimlerinin eleştirisi yapılmaktadır. Kralın gezegeni otorite tutkusunu, sanatçının gezegeni, kendini beğenmişliği ve sanatçının toplumla yitirmiş olduğu iletişimsizliği, sarhoşun gezegeni, umutsuzluk ve buna dayanan unutma isteğini, iş adamının yaşadığı gezegen, amaçsız sahip olma tutkusunu, fenercinin gezegeni anlamsız ve sorgulamaksızın yerine getirilen görev duygusunu, coğrafyacının yaşadığı gezegen ise bilimi kimin için yaptığını unutan bilim adamını ve bilim anlayışını sembolize gezegen ise dünyadır ve dünya insanların kendi değerlerinden daha çok giysileriyle anlam ve değer kazandıkları, biçimin özden daha fazla önemli olduğunu yansıtan bir imge görünümündedir. Yazar, New York'ta bir otel odasında kaleme aldığı hikâyenin çizimlerini de yapmıştır. Exupéry hem çizimleri hem de hikâyeleri bir çocuk kitabı gibi kurgulamış olsa da, bu kitap onun moderniteye ve2. Dünya Savaşı'nın etkilerinin sürmekte olduğu topluma eleştirisini ifade ettiği bir kitap olarak da değerlendirilir. Yazarın ilhamını kendi başından geçen olaylardan aldığı düşünülür. Bir pilot olan Exupéry, 1935 yılında bir hız rekorunu denerken, Sahra Çölü’nün ortasına düşmüştü. Ayrıca karısı Consuelo’nun Küçük Prens gibi bitmek bilmeyen arzuları ve korunma arzusu olduğu, Küçük Prens’in gezegeni gibi volkanlarla dolu El Salvador’da yaşamıştı. Yazar eseri, dostu Leon Werth’in çocukluğuna adamıştır. Ve bunun için çocuklardan özür dilemektedir. "Bu kitabı koskoca bir adama adadığım için küçüklerden beni bağışlamalarını dilerim." Kitapta, Küçük Prens’in yaşadığı asteroid olan B612’yi bulan ama şalvar, cepken, fes giyiyor diye 1909 yılında katıldığı astronomi kongresinde görüşleri dikkate alınmayan Türk astronomun, ülkesinde bir diktatörün halkına Avrupalı gibi giyinmeyi emretmesinden sonra 1920’de şık bir giysiyle kongreye katılması ve bildirisinin kabul edilmesi ile ilgili olan paragraf Türkiye’de tartışmalara yol açmıştır. Hikâye ilk defa 6 Nisan 1943’te hem Fransızca hem İngilizce olarak yayımlandı. Günümüzde 210 ayrı dil ve lehçeye çevrildi. Türkçeye ise ilk kez 1953’te Ahmet Muhip Dıranas’ın tarafından kazandırılmış Küçük Prens ve yıllar içinde farklı isimler tarafından da Türçe'ye çevrildi. 1988’den bu yana kitabın Türkiye’deki yayın hakları Mavibulut Yayınları’na aitti ki yayınevinin üç boyutlu Küçük Prens’i nefis. Selim İleri, Azra Erhat ve Nihal Yeğinobalı’nın yaptığı çevirilerin de yayımlanması işten bile değil. Fakat görünen o ki Küçük Prens’i daha çokları Türkçeye çevirecek. Umarım, 70 yılı dolan ve kamu malı’ sayılan önemli yazarların başta Batı ve Rus klasikleri eserlerinin başına gelen Küçük Prens’in de başına gelmez. MAVİBULUT YAYINLARI1987’den beri “Küçük Prens”in yayıncısıÇevirmeni On yıldır okuduğumuz “Küçük Prens”in çevirmeni olan Sumru Ağıryürüyen aynı zamanda bir müzisyen de. Bu yüzden kitabı çevirisinin lirik bir dili olmasını amaçlamış. Hatta yüksek sesle okunurken okurun bir şarkı dinlediğini düşünmesini Hak sahibi yayınevi Gallimard’ın belirlediği şekilde tüm dünyadaki tasarımlarla aynı biçimde Bulut editörü Keriman Güldiken “Küçük Prens”in 1987’den beri yayım hakları Mavibulut’a aitti. Bu tarihten önce pek çok yayınevi tarafından yayımlanıyordu ancak Mavibulut yazara ve emeğine saygı duyan bir yayınevi olduğundan haklarını alarak yayımlamayı seçti. Bu tarih sonrası da büyüklü küçüklü pek çok yayınevi tarafından korsan olarak yayımlanmaya devam etti. Şimdi “Küçük Prens”i Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu açısından 70 yılı dolduğundan yayımlamak serbest. Artık her yayınevinin bu kitabı yayımlama hakkı var. Bu yeni durumun akla getirdiği bir endişe de metnin/ kitabın ne kadar zarar göreceği. Ne yazık ki bunu denetleyebilecek herhangi bir mekanizma yok. Anlaşılan önümüzdeki günlerde hepimiz “Küçük Prens”in “ucuzlaştırılmasını” izleyeceğiz. Başka bir konu da ülkenin her alanına yayılmış bir “subaşı tutma” eğiliminin ne yazık ki edebiyat camiasında da kendini gösteriyor olması. Kimi yorumcular “bu iyidir, bu kötüdür” diyebiliyorlar fütursuzca. Kaldı ki söz konusu sanat olunca iyinin ve kötünün ne olduğuna kim nasıl karar veriyor, bu kararları verirken nelere dikkat ediliyor, iyi anlamak lazım. Bu, edebiyatta eleştiri konusunun ne kadar önemli olduğunun bir kanıtı. Benim asıl dikkatimi çeken bir diğer konu, yeni “Küçük Prens” baskılarının tanıtım kampanyalarında yıllardır başka yayınevlerinin yayım hakları engelleniyormuş tavrının takınılması. Yasalara ve yazar haklarına uygun davranmanın kabahat sayılması başka hangi ülkede vardır? Kanunlara uygun davranmak ne zamandar beri suç oldu? Aslına bakarsanız bizim açımızdan değişen pek bir şey olmayacak. Mavibulut ilkeli ve özenli yayın anlayışını sürdürmeye devam edecek. “Küçük Prens”, telifsiz’ olarak yıllardır yayınevlerince yayımlanıyordu zaten. CAN ÇOCUK YAYINLARI Çevirmeni Can Çocuk Yayınları’nın “Küçük Prens”i en özel baskılardan. Çünkü çevirisi Türk şiirinin ve edebiyatının iki büyük ismine ait. Cemal Süreya ve Tomris Uyar’a. Edebiyat tarihimize birbirinden değerli eserler kazandıran bu iki dev kalemin aynı zamanda olağanüstü birer çevirmen olduğunu da vurgulamak isteriz. İşte Can Çocuk’un “Küçük Prensi”i bu iki dev ismi buluşturuyor. Baskının özellikleri Tomris Uyar ve Cemal Süreya’nın “Küçük Prens” çevirisi 19 yıldır basılmıyor/ basılamıyordu. Meraklıları bu kitap için sahafların yolunu tutuyor ve fahiş fiyatlar ödemek durumunda kalıyordu. Bu çeviriye artık ulaşabiliriz. Kapağı Orjinal kapakÖnsöz ya da ek bilgi YokEverest YayınlarıÇevirmeni Everest Yayınları’nın “Küçük Prens”inin çevirisi Türk edebiyatının usta kalemlerinden Selim İleri’ye ait. İleri “Küçük Prens”le ilgili şunları söylüyor “ Küçük Prens’ le 9-10 yaşlarındayken Azra Erhat’ın çevirisiyle tanıştım. Ciltli çok güzel basılmış bir kitaptı. Beni çok etkiledi. Hem Türkçe hem de Fransızca çevirisini hiç yanımdan ayırmadım. Tomris Uyar- Cemal Süreya çevirisi de beni çok etkilemiştir. 1980’li yıllarda Atilla İlhan Bilgi Yayınları’nın Genel Yayın Yönetmeni’ydi. Bir gün beni arayıp “Küçük Prens”i çevirip çevirmeyeceğimi sordu. Seve seve çevirebileceğimi söyledim. Çeviriyi yaparken çeviri yapmanın ne kadar zor ve meşakatli bir iş olduğunu anladım. Bir daha da çeviri yapmadım. Yazarın üslubuna ve ses ahengine bağlı kalmaya çalıştım. Çeviriyi yaparken en dikkat ettiğim husus, ses ahengine bağlı kalmaktı.” Baskının özellikleri Selim İleri’nin “Küçük Prens”ten ayrılırken isimli bir Sonsöz’ü yer alıyor. Kapağı Kapakta Exupéry’nin Küçük Prens’in “prens” kıyafetli olarak resmettiği çizimi YayınlarıÇevirmeni Kapı Yayınları’nın çevirisi de özenli ve öne çıkan “Küçük Prens”lerden. Çünkü çeviri Türk şiirinin ustalarından, “Fahriye Abla” şiiriyle tanınan Ahmet Muhip Dıranas’a ait. Üstelik bu, Türkçedeki ilk çeviri. Dıranas’ın Çocuk Esirgeme Kurumu’nun “Çocuk ve Yuva” dergisinde 1953-54 yılları arasında tefrika edilen bu çevirisi, bu nedenle tatlı bir sürpriz oldu. Baskının özellikleri Küçük boy basılmış olan Kapı Yayınları’nın “Küçük Prensi” bir zamanlar yayımlanan “Çocuk ve Yuva” isimli şefkatli bir dergide yayımlanmış olduğu için bile son derece değerli. Kapağı Orijinal kapak resmi kullanılmış. Sadece gezegen mor renge Fener YayınlarıÇevirmeni Jose Saramago’nun “Kabil”, Muriel Barbery’nin “Kirpinin Zarafeti”, Paul Lafarque’nin “Tembellik Hakkı” gibi pek çok önemli kitabın çevirmeni olan Işık Ergüden. Ünlü çevirmen “Küçük Prens” çevirisiyle ilgili olrak şöyle diyor”Ben, şahsi serüvenimde, çocukken okuduğum Küçük Prens’ten bir şey anlamadığımı, daha ileriki yaşlarda çeşitli vesilelerle tekrar tekrar okudukça eserin kapsamını, hayattaki ve dünyadaki yerini -zihnimi farklı yanları çeldikçe- anladığımı belirtmeliyim. Dolayısıyla bu çeviri süreci de benim açımdan bir anlamda yeniden-okuma oldu ve her yeniden okuma gibi zihnimde kimi izlenimler, izlekler, duygular bırakarak geçip gitti. Öncelikle şiir ve felsefe diyebilirim; sonra da bolca hüzün - ama hüznün içinde tam da hayatın kendisi gibi kararlılık, sevinç anları...” Baskının özellikleri Orjinal metne sadık kalınmış. Bir ekleme ya da çıkarma ya da ek bilgi YokKapağı Kapakta Küçük Prens’in gezegenindeki bahçesiyle igililenirkenki halini anlatan orijinal çizim kullanılmış. İTHAKİ YAYINLARIÇevirmeni İthaki Yayınları’ndan çıkacak “Küçük Prens”in çevirisi S. İpek Ortaer Montanari’ye ait. Kendisini Voltaire’in “Candide” ve felsefi bir bilimkurgu öyküsü olan “Micromegas” çevirilerinden tanıyoruz. Baskının özellikleri İthaki Yayınları, orijinale en yakın baskıyı yapmayı amaçladığını söylüyor. Çeviride orjinal kelimelere en yakın karşılıkların kullanıldığı belirtilen çeviride yıllardır bir polemik olan “diktatör” kelimesi kullanılmış. Yayınevi şöyle diyor “Bu anlamda hiçbir sansür uygulamadık. Lider’, önder’ ya da dediği dedik’ gibi kelimeler kullanabilirdik ancak kitapların isteyerek ya da istemeyerek sansürlenmesiyle ilgili yeterince sıkıntı var zaten. Ayrıca kitapta o bölümde eleştirilenin bir Türk diktatör değil, umursamaz ve ye kürküm ye’ci Batı dünyası olduğunu söyleyelim.” Önsöz ya da ek bilgi Kitapta iki adet önsöz bulunuyor, biri çevirmene ait. Exupéry üzerine odaklanan bu önsözde kitabın ithaf edildiği Leon Werth’in de kim olduğu da anlatılıyor. İkinci önsöz ise yazar ve Türkiye’nin en büyük Küçük Prens koleksiyoncularından biri olan Ali Lidar’a Orjinal kapak. REMZİ KİTABEVİÇevirmeni Joseph Pulitzer’in yaşam öyküsünü çeviren simultane çevirmen Kerem Topuz, Hıfzı Topuz’un “Kara Çığlık” isimli romanını da Fransızcaya çevirmişti. Baskının özellikleri Remzi Kitabevi, “Küçük Prens”i hem bir “Çocuk Klasiği” hem de daha küçük yaştakiler için büyük boy ve renkli olarak iki şekilde basıyor. Kapağı Kapakta özgün suluboya çizim kullanılıyor. KIRMIZI KEDİ YAYINLARIÇevirmeni “Pi’nin Yaşamı”, “Dr. Jekyll ve Mr. Hyde ’ın Tuhaf Hikâyesi”, “Kral, Bilge ve Soytarı” vd. çevirilerinden tanıdığımız Aylin Yengin. Kırmızı Kedi, “Kitabın 7’den 70’e herkesi hitap ettiğini akılda tutan bir çeviriyi benimsediklerini” söylüyor. Baskının özellikleri Kırmızı Kedi Yayınları Yayın Yönetmeni İlknur Özdemir, “Küçük Prens”in hem çocuk klasikleri hem de yetişkin klasikleri arasına girebilecek bir başyapıt olduğuna dikkat çekerek, “Bu kitabın 70 yıldır eskimeyen mesajını en doğru şekilde aktarmak istedik” ya da ek bilgi Yok. Kapağı Kırmızı Kedi, pek çok yayınevinin klasik kapağı kullanacağını tahmin ettiği iç in farklı bir çizim kullanmak istediklerini söylüyor “Biz yıldızların eklendiği ve Küçük Prens’in prens kıyafetindeki çizimini kullanmak istedik.” ŞULE YAYINLARI Çevirmeni Marmara Üniversitesi, Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü ’nde öğrenimini sürdüren Naime Erkovan daha önce Şule Yayınları için Kafka’nın “Seçme Hikâyeleri”ni çevirmişti. Baskının özellikleri Şule Yayınları “Küçük Prens” için üç ayrı renk kapak yapmış Mor, mavi ve pembe. Kitapla birlikte 2015 takvimi ve 4 farklı renkte çizgisiz defter hediye ediliyor. Önsöz ya da ek bilgi Yok. Kapağı Orjinal kapak üç ayrı renkte basılmış. FOM KİTAPÇevirmeni “Küçük Prens” 1988 doğumlu Müge Kalender’in ilk çevirisi. Önsöz ya da ek bilgi Orjinal kapakLOTUS KİTAPÇevirmeni 1987 Kara Harp Okulu mezunu olan Haktan Birsel Katip Çelebi Üniversitesi öğretim ya da ek bilgi Yok. Ancak yayınevi arka kapak metnini özel olarak hazırladıklarını söylüyor “İlk kez 1943’te yayınlanan “Küçük Prens”, yazarı Saint-Exupéry’nin vatanı Fransa ve ilk yayınlandığı ülke olan Amerika Birleşik Devletleri’nin yanı sıra dünyanın hemen her ülkesinde büyük bir beğeniyle okunmuş birçok küçük ve büyük insanı derinden etkilemiştir. Saint-Exupéry, Küçük Prens’te büyük insanların aptallıklarını ve çocuksu bakışın yitirilmesiyle birlikte işlenen hataları açık yüreklilik ve büyük bir ustalıkla işlemiştir. Bu kitapta aşkı, heyecanı, sevgiyi, yalnızlığı, özlemi, kavuşmayı ve hayatın yalın gerçekliğini bulacaksın’” desek abartmış olmayız. Yaşın kaç olursa olsun, aradığın duyguyu bu kitapta bulacaksın. Okumak için hâlâ çok geç aslında göremez. Kalp ile aramak lâzım.”Kapağı Ön kapak görseli olarak “Küçük Prens”i ABD’de yayınlayan Harcourt’un tercih ettiği koyu mavi zeminli gezegeninde yalnız başına duran Küçük Prens, arka kapakta ise gün batımını izleyen Küçük Prens resmi YAYINLARIÇevirmeni Say Yayınları’nın çevirisi usta çevirmen İsmail Yerguz’a ait. Yerguz, çeviriyi yapmadan önce orjinal metni ve diğer Türkçe çevirileri karşılaştırmış. Baskının özellikleri Yayınevi, “okuyucuya sıcaklık verebilmek için tek renk yan kâğıt ekledik ve kapak arkasına da aynı rengi verdik” diyor; “İki farklı kapak çalışması yaptık. Birinde, Küçük Prens’in klasik kapak çizimini kullandık ama lacivert ağırlıklı ve parlak selefonlu olarak. Diğer kapakta ise yine yazarın yine kendi çizimi olan başka bir çizimi bordo çerçeve içinde kuyyandık. Bu tasarımda ayrıca parlak kabartma kullandık.”Önsöz ya da ek bilgi KitaplarÇevirmeni İki çevirmenli. Fransız yönetmenlerle de çalışan çevirmen, oyun yazarı Sedef Ecer ve yöhetmen ve yapımcı da olan çevirmen İzzeddin Çalışlar. Baskının özellikleri İki çevirmen de kitabın çevirisinde herkesin merak ettiği “diktatörlük” vurgusunu kitabın orijinaline sadık kalarak Orjinal kapakYakamoz YayınlarıÇevirmeni “Gelecek 10 Yıl”, “Küçük Gandhi’nin Yolculuğu” kitaplarının çevirisini yapan Tayfun özellikleri Yakamoz Yayınları tarafından basılan kitabın kapağında “Kokulu Kitap” ibaresi bulunuyor ve kitabın sayfaları “mandalina gibi” kokuyor. Küçük prens büyük aşk Aşkta çok şey paylaşırsınız. Yatağınızı, evinizi, bardağınızı, hatta diş fırçanızı... Ya kelimelerinizi? Şimdi size kelimelerini paylaşmış iki sevgilinin hikâyesini anlatacağım. Küçük Prens’in yıllar sonra yeniden basılan efsane çevirisine imza atan Tomris Uyar ve Cemal Süreya’nın hikâyesini… Yıl 1965... Antoine de Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’i Bilgi Yayınevi tarafından çift çevirmen imzası ile yayımlanır R. Tomris ve Cemal Tomris o günlerde henüz Turgut Uyar ile evlenip soyadını almamış olan Tomris Gedik’tir. R’si kimilerine göre babaannesi Refia Hanım’dan gelir, kimileri de Richard Tomris diye dalga Tomris ve Cemal Süreya, hayatı paylaştıkları gibi bir çeviriyi de paylaşırlar. Kolay iş değildir ikisinin de ustası olduğu kelimelerde anlaşmaları. Tomris Uyar, Tanışma Günleri/ Anları kitabında “Bu çevirileri yapmak için Cemal Süreya’nın benim yardımıma gereksinimi yoktu” diye anlatır “Fransızcayı bilen oydu; bana, onun önerdiği Türkçe karşılıkları benimseyip benimsemediğimi belirtme görevi düşüyordu.”Uyar, bu çevirilerde ortak seçilmesinin asıl nedenini de bulmuştu “Dilinin büyüsüne kapılıp çeviriyi özgün metine göre çok daha sevimli, alımlı hale getirebilecek bir şairin bu eğilimini bir anlamda denetleyebilmemdi. Belki de evde sık sık yaptığımız bu tartışmayı somutlamak için bu ürünleri seçmiştik. Günler yetmiyormuş gibi geceleri de uykudan fırlayıp yeni önerileri sigara paketlerinin arkasına yazıyorduk. Gören olsa, dünyayı kurtarmakta kararlı olduğumuzu sanırdı. Birbirimizin diliyle zenginleşiyorduk galiba”. ÇEVİRİYE İHANET Mİ?Yıllar içinde Tomris Uyar ile Cemal Süreya’nın yolları hayatta da çeviride de ayrıldı. Aynı Küçük Prens, bu kez yalnızca Cemal Süreya imzasıyla görüldü kitapçı raflarında. Ayrılırken mallar paylaşılır ya, bu çeviri de Cemal Süreya’da mı kalmıştı? Yine Tomris Uyar’dan alıyoruz cevabı “Cemal Süreya’nın sonraları Küçük Prens’i başka bir yayınevinde yalnızca kendi imzasıyla yayımlatma isteğine karşı çıkmadım; maddi koşulların baskısını bilmez miyim? Telefondaki sesinin titremesinden de etkilendim tabii -belki de yaşam süresince yapılabilecek en uygunsuz tekliflerden biriydi- biliyordu ama sıkışmıştı paraca. Tek koşul ileri sürdüm, yeni basımlarını hep benim gözden geçirdiğim çeviriyle artık kendisi oynayacaktı, ben asla! Ortak çeviri, ikiye bölünemezdi bence. Onu bölmek, çeviri sırasında yaşanılan zor ve keyifli saatlere bir ihanetti. Olsun varsın!” Saint Exupéry ve meşhur uçağı Kitabın etkisi o kadar büyük ki Rusya’nın tenha Abakan şehrinde bile Küçük Prens’in heykeli bulunuyor.* Küçük Prens bugüne kadar 140 milyon adet satıldı, yıllık ortalama satışı 1 milyon adet. 250’den fazla dile çevrildi. Bu dillere adını muhtemelen daha önce duymadığınız Alur dili, Sardunyaca, Toba dili de dahil. Türkçede 15 farklı çevirisi bulunan Küçük Prens’in Çincede 50 değişik versiyonu var. Merakla beklenen animasyon Küçük Prens’, 2015’in sonlarına doğru vizyona girecek.* Operaya, tiyatroya, şarkılara ilham verdi. Sinemada 11 filmi çekildi, sonuncusu ise ekimde vizyona girecek. Filmi Kung-Fu Panda’nın yönetmeni Mark Osborne yönetti, seslendirenler arasında Marion Cotillard, Benicio del Toro, James Franco ve Jeff Bridges var. * Fransa’nın Euro’ya geçmeden önce kullandığı 50 Franklar’da Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’ çizimleri vardı. Üstelik gözle görülemeyecek küçüklükte yazılmış alıntılar da banknotun üzerinde işlenmişti.* Yazarın doğup büyüdüğü Lyon’daki havaalanı Saint Exupéry’nin adını taşıyor. Yalnızca kendi memleketinde değil, binlerce kilometre ötede de anılıyor. Japonya’nın Hakone şehrinde bir Küçük Prens müzesi kuruldu; Güney Kore’de Gyeonggi-do kentinde Küçük Prens temalı bir köy bulunuyor. Müze ve köy turistlerin uğrak noktalarından.* Malum, Küçük Prens, B-612 adlı asteroitten gökcisimi geldiğini söyler. Uzaybilimciler fanteziyi gerçeğe çevirmekte fazla gecikmedi. 1975’te keşfedilen bir asteroite 2578 Saint-Exupery adı verildi. 1993’teki bir başka keşfe Küçük Prens’in yaşadığı B-612’den esinlenerek 46612 Besixdouze, 2003’te keşfedilen bir diğerineyse Küçük Prens’ adları verildi. 2002’de dünyaya zarar verebilecek asteroitlerin izlendiği vakıfın ismi de B-612. ORHAN PAMUK’UN GÖZÜNDEN KÜÇÜK PRENS'Büyük edebiyat çocuksu bir basitliğe dayanır'Küçük Prens, modern edebiyatın en büyük mucizelerinden biri. Bir aristokrat ve pilot olan yazar Saint Exupéry, bu kısa kitapta yaşadığı deneyimi Sahra çölünde iniş yapmak zorunda kalan bir uçakhayal gücüyle bir masala, bir felsefe kitabına, büyükler için yazılmış bir çocuk kitabına çevirerek okuru büyüler. Büyük edebiyatın hem yaşanmışlığa hem de sınırsız hayal gücüne hem karmaşıklığa hem de çocuksu bir basitliğe dayandığını ve bir yazarın yapacağı en iyi şeyin içinden geldiği gibi yazmak olduğunu gösteren parlak bir kitaptır Küçük Prens... Küçük Prens’ savaşları... Ünlü Fransız yazar Antoine de Saint-Exupéry’nin telif hakları, ölümünün üzerinden 70 yıl geçtiği için, 1 Ocak’ta serbest kalınca, şimdiden 20’ye yakın yayınevi, yazarın kült kitabı “Küçük Prens”i yayına hazırladı. Kitapçılarda ya da internet sitelerinde boy gösteren kitapların çoğu, Saint-Exupéry’nin çizimlerinin yer aldığı özgün tasarımla satışa sunuldu. Her biri farklı çevirmenin eseri, farklı boyut ve baskı özelliklerindeki kitapların fiyatları ile 15 TL arasında değişiyor. 1 Ocak öncesine kadar Saint-Exupéry’nin telif haklarının sahibi Mavi Bulut Yayınları, kitabı Sumru Ağıryürüyen’in çevirisiyle okurla buluşturmuştu. Bugün Can Çocuk Yayınları Cemal Süreya-Tomris Uyar, Remzi Kitabevi Kerem Topuz, İthaki Yayınları İpek Ortaer Montanari, Say Yayınları İsmail Yerguz, Notos Kitap ise Orçun Türkay’ın çevirisiyle okurun karşısında. Kitabı basan diğer yayınevleri arasındaysa Pupa Yayınları, Zeplin Kitap, Kanyon Yayınları, Şule Yayınları, Lotus Yayınları, Palto Yayınları, Elips Kitap, Tema Yayınları, Doğu Kitabevi ve İlgi Çocuk Yayınları bulunuyor. Kitabın yayıncısı bu kadar çok olunca, yayınevlerinin birbirlerinden farklılaşma çabası dikkat çekiyor. Birçoğu, Saint-Exupéry’nin yaptığı, Küçük Prens’i gezegeni “Asteroid B-612”de gösteren orjinal kapak resmini kullanırken, farklı tasarımları tercih eden yayınevleri de var. Notos Kitap, mor ve kırmızı renkli iki farklı kapak; Palto Yayınları da orijinal kapak yanında, ayrı bir kapak tasarımı hazırladı. Remzi Kitabevi, Mavi Bulut Yayınları ise büyük boy, üç boyutlu pop-up versiyonu gibi farklı “Küçük Prens”ler dış görünüşleri kadar, “içerik”leriyle de farklılaşıyor. Örneğin, Cemal Süreya, özgün dili Fransızca olan “Küçük Prens”teki “l’essentiel est invisible pour les yeux” cümlesini “Gerçeğin mayası gözle görülmez” diye çevirmişti. Tomris Uyar’la birlikte yaptıkları çeviride de cümle bu şekilde korunmuş. Say Yayınları’nın kitabında, İsmail Yerguz bu cümleyi “Gözler gerçeği görmez”, Notos Kitap’ın baskısında Orçun Türkay “İşin özü göze görünmez”, Lotus Yayınları’nın çevirmeniHaktan Birsel ise “Fakat gözler aslında göremez” biçiminde çevirmeyi tercih ki, “Küçük Prens” kitabı, Türkiye’de farklı yayınevlerince, farklı çevirilerle yayımlanmaya devam edecek. Sonuçta, hangi kitabın daha nitelikli olduğuna okur karar verecek. ve bunlarda çeşitli yayınevlerinin kitap kapakları çogunluğu özgün kapağı kullanmış Ben mavibulut yayınlarından okumuştum, şimdi can, ithaki, kırmıkedi, yakamoz yayınlarını da okumayı planlıyorum Peki sizin tercihiniz hangisi oldu? ya da hangisi/hangilerini okumayı planlıyorsunuz? İyi okumalar dilerim...
Kitabın Yazarı Antoine de Saint-Exupery Sayfa Sayısı 112 Kitabın Konusu Kitabın yazarı aynı zamanda ana kahramanımız olan pilottun uçağının bozulup çöle inmek zorunda kalır. Çölde başka bir gezegenden dünyaya gelmiş Küçük Prens’le karşılaşır ve tanışırlar. Kitap Özeti Yazarımız bir pilottur. Bir gün Afrika üzerinde uçarken uçağının motoru bozulur ve zorunlu iniş yapar. Yardım isteyecek kimse yoktur. Çölün ortasında yapayalnızdır. Gün doğarken uykusunun arasında garip, incecik bir ses duyar. Karşısında ilginç, minik biri durmaktadır. Bu, Küçük Prens’tir. Yani yazar Küçük Prens adında birisiyle gelmiştir. Gezegeninde tek başına yaşamaktadır. Biri sönmüş ikisi hala lavlar püskürten üç tane yanardağa vardır. Ayrıca hiçbir gezegende bulunmayan eşsiz güzellikte bir tek de çiçeği vardır. Küçük Prens pilotumuza “Bana bir koyun çizer misiniz?” diye bir soru yöneltir. Pilot Küçük Prens’in bu sorusuna cevap vermek için uyanmıştır. Etrafına bakınır. Şaşkındır. Ama gördüğü gerçektir. Rüya değildir. Pilotumuz büyük bir şaşkınlık içerisinde “iyi resim yapmayı beceremem” der. Bu yeteneğini büyüklerin küçükken söylediği sözler yüzünden geliştiremediğini söyler. Küçük Prens “önemli değil” der. Aynı soruyu tekrar eder. Yazar altı yaşındayken çizdiği boğa yılanını çizer. Bu resmi altı yaşındayken büyüklerine de göstermiştir. Onlar hiç beğenmediklerini, resmin bir şapkaya benzediğini söylemişlerdir. Bunun üzerine pilot resim yapma isteğini kaybetmiştir. Çünkü büyüklerin hepsi resim çizmek yerine tarih, coğrafya, matematik ve dilbilgisiyle ilgilenmesini öğütlemişlerdir. Küçük Prens ise pilotun kendisine çizdiği resme bakar ve “Ben boğa yılanı içinde bir fil çizmeni istemiyorum. Bana bir koyun çizer misin?” diye sorusunu tekrar eder. Yazar Küçük Prens’in çizdiği resmi anlamasından dolayı şaşkındır, işte şimdi bir koyun çizmeye karar verir. Küçük Prens çizilen resmi beğenmez. Pilot bu sefer bir kutu çizer ve koyunun kutunun içinde olduğunu söyler. Şimdi olmuştur Küçük Prens bu resmi beğenir. Bundan sonra aralarındaki iletişim artar. Birbirleri hakkında bilgi edinirler. Pilot bu farklı dünyadan gelin küçük adamın sırrını çözmeye, onu anlamaya çalışır. Pilot çizdiği koyun resmi ile ilgili Küçük Prens’in ona sorduğu sorulardan Küçük Prens’i daha iyi tanır. Yanı Küçük Prens’in gezegeninin küçük olduğu, üç yanardağının ve bir çiçeğinin olduğunu öğrenir. “Koyunlar kaçar mı?, Koyunlar çiçekleri yerler mi?”. Küçük Prens yaşadığı yerden bahseder. Yaptığı gezileri anlatır. Bu gezileri, değişik gezegenlerde yaşayan insanlar ve bu insanların meslekleri, ilgi alanları, huylan ile ilgili edindiği izlenimleriyle birlikte pilotumuza anlatır. Örneğin bir gezegende kırmızı suratlı bir adam olduğunu ve onun hiç çiçek koklatmadığını anlatır. Gezegen iri birinde her şeyi yönettiğini söyleyen kral, bir diğerinde kendini beğenmiş bir adam, bir başka gezegende unutmak için içtiğini söyleyen bir adam, sayılarla uğraşan işadamı ve buluşlarını kaydeden bir coğrafyacıyla da tanıştığı ve pilota anlattığı kişilerdir. Küçük Prens bundan bir yıl önce dünyaya gezmek için geldiğini zamanda şimdiki bulundukları yerde olduğunu söyler. Diğer gezegenlere! olan şeylerden dünyada binlerce olduğunu görür. Yazar Küçük Prens’in anılarını, yaşam hakkındaki düşüncelerini dinler. Ayrılık vakti gelir. Yazarın evine, Küçük Prens’in geldiği gezegene dönme zamanıdır. Pilot yaşadığı bu güzel anıyı kimseye anlatmaz. Üzerinden altı yıl geçtikten sonra küçük dostunu unutmamak için kaleme almaya karar verir. Kitabın Kahramanları Yazar Pilot Altı yaşındayken resim yapmasına izin verilmeyen, uçağı bozulduğu için çölde kalan pilottur. Bekleyiş sırasında tanıştığı Küçük Prens onun dostu olur. Küçük Prens Gezegeninde yalnız başına yaşayan ve bir çiçeği olan çeşitli gezegenleri dolaşan ve dünyada da yazarımızla karşılaşan hikayenin önemli kahramanıdır. Kral Gezegeninde yalnız yaşayan ve her şeye hükmettiğini sanan birisidir. Kendini Beğenmiş Adam Küçük Prens’in gezdiği bilgi yelpazesi. com bir gezegende tanıştığı adının özelliğini taşıyan biridir. Sarhoş Utancını unutmak için içki içen ve aynı gezegenin vatandaşı olan hikaye kahramanıdır. İş Adamı Sürekli hesap yapan, bu işi çok önemseyen, yıllardır yaptığı hesabın başından ayrılmamış 2 defa hariç birisidir. Bekçi Gezegendeki fenerleri gece-gündüz durumuna göre yakıp söndürme görevini üstlenmiş birisi. Kaşif Masa başından kalkmadan kaşiflerin edindikleri bilgileri not eden kişidir. Coğrafi olaylarla ilgili değerlendirmeler yapar. Demiryolu Makasçısı insanları taşıyan trenleri bazen sağa bazen de sola gönderme görevini üstlenen kişidir. Diğer Canlılar Çiçek, yılan, gül, tilki. Satıcı insanlara zaman kazanmaları için susuzluk giderici haplar satan kişidir. Kitabın Ana Düşüncesi Çocukların duyarlılıkları, hayata bakışları, dünyalarının zenginliği asla göz ardı edilmemelidir. Çocukları da bir birey olarak görmeli ve onlara hak ettikleri değeri vermeliyiz. Küçük Prens Antoine de Saint-Exupery Kitap Özeti, Konusu, Tahlili, Kişiler Oleh
Yazar Antoine de Saint-Exupéry Sayfa Sayısı 96 Dili Türkçe Orijinali Fransızca Yayınevi Mavibulut Yayıncılık Küçük Prens'in içinde yazarın onlarca sulu boya çizimi var ve hepsi kitaptaki bir olayla alakalı. Küçük Prens için resim yapmak istedim, çünkü kitabı anlatmanın en iyi yolunun yazarın çizimleri olduğunu düşündüm. Resimleri ben, Esra, Ege Can ve Ekin hazırladık. İlke "Dördüncü gezegen bir iş adamınındı. Bu adam işine öylesine dalmıştı ki, Küçük Prens geldiğinde kafasını bile kaldırmadı." Resimdeki iş adamı, hiç durmadan sahip olduğu yıldızları sayar. Küçük Prens onlara sahip olup ne yaptığını sorunca zengin olduğunu, zengin olmasının da daha çok yıldıza sahip olmasını sağladığını söyler İş Adamı. Aslında yazar, burada insanların gerçek hayattaki sahip olma tutkularını eleştirir. İş Adamı, bir keresinde şöyle der "... Sahipsiz bir elmas bulursan, senindir. Sahipsiz bir ada bulursan, yine senindir. Bir fikri ilk kez sen ortaya atarsan, hemen patentini alırsın; senindir. İşte, bu yıldızların sahibi de benim, çünkü, benden önce kimse onlara sahip olmayı aklına bile getirmedi." İnsanların da gerçekte yaptığı bu değil midir zaten? Bir şeyler düşünüp, ilk bizim aklımıza geldiği için patentini alıyoruz ve bizim oluyor. Birisi fikrimizi kullanmak istediğinde de para karşılığı kullanma izni veriyoruz. İş Adamı, yıldızlarının sayısını not ediyor ve bu notların yazdığı kağıtları çekmeceye kilitliyor, böylece bankaya yatırmış oluyor varlığını. Küçük Prens ise her gün suladığı bir çiçeğe ve her hafta temizlediği üç volkana sahip ancak İş Adamı'ndan bir farkı var; onun eşyalarına yararı dokunuyorken, İş Adamı'nın tek yaptığı yıldızlara sahip olmak ve sahip oluşundan dolayı mutlu olması ve yıldızlarına hiçbir yararı yok. Tıpkı bizlerin de yaptığı gibi, sadece sahip olmaktan zevk alıyor. Bu resimdeyse Küçük Prens, bir gül bahçesine gelir. Küçük Prens'in kendi gezegeninde kendisinden başka bulunmadığını söyleyen bir çiçeği vardır ve bahçedeki güllerin kendi çiçeğinin aynısı olduğunu gören Küçük Prens, sahip olduğu şeyin sıradan bir gül olduğunu düşünür ve çok üzülür ve otların üzerine uzanıp ağlamaya başlar. Der ki "Eşi benzeri olmayan bir çiçeğim var diye kendimi zengin sanıyordum. Halbuki, sahip olduğum sıradan bir gülmüş. Bir o, bir de bacak kadar üç volkan. Üstelik biri, belki sonsuza kadar sönmüş kalacak Hiç de büyük bir prens değilmişim..." Esra Küçük Prens daha sonra, her gün elimizi yüzümüzü yıkadığımız gibi küçük gezegene çeki düzen vermek için, baobab fidanlarını söküp atmayı iş edindiğini, bu işin oldukça sıkıcı olmasına karşın kolay bir uğraş olduğunu anlattı. Sonra benden, bizim oradaki çocuklara göstermem için bu olayı resimlememi istedi’ Ben de bunu resmettim; çünkü bizim oradaki çocukların baobab ağaçlarını sökmeye olmasa da işlerini yarına bırakmamak konusunda özellikle hassaslık göstermeleri gerekiyor tıpkı Küçük Prens gibi. Yoksa bu çok kötü sonuçlar doğurabilir. -Sayın kralım müsaade buyurursanız güneşin batışını görmek isterim... Hatırım için güneşe emredin de batsın. Kral -Ben bir generale kelebek olup bir çiçekten diğerine uçmasına veya bir deniz kuşu olmasını emretsem ve general bu emrimi yerine getiremese suç kimde olur, onda mı, bende mi? Küçük Prens hiç çekinmeden -Sizde, dedi -Tamam, o halde herkesten yapabileceği, yerine getirebileceği şeyi istemeli. Otorite her şeyden önce usa dayanır. Kral otoritesinin tüm evren üzerinde olduğunu söylüyor ama onun yaptığı şey sadece zaten herkesin kendi istekleriyle yaptığı şeyleri onlardan istemek. Bu otoritenin aka dayanmasından çok kendini kandırmak; çünkü bir generale deniz kuşu olmasını emredemezsin ama ordusunu nereye yönlendireceğine sen karar verip ona emredersin. Ordusunu zaten kendi yönetiyorsa ve o ileri götürüyorsa ordusunu sen ona öne sür desen de bir şey değişmez; çünkü insanlar istediklerinin yerine getirilmesi için emir verirler. Aslında hep rastlarız hayatta kral gibi insanlara mutlu hissetmek için kendilerini kandırırlar. Ah şu yetişkinler ne garipler. Gökçe Bir ağaç gibi usulca yere yığıldı. Böyle bir vücudu evine kadar taşıması olanaksızdı. Yılanla da bu yüzden anlaşmıştı Küçük Prens. Bu gece vücudunun özü evine gidecekti. Vücudu bir kabuktu sadece. Ölü gibi gözükecekti ama yalandı. Evine gidiyordu Küçük Prens. Tam bir yıl sonra. Dikenler ne işe yarar?Elbette işe yarar dikenler. Küçücük narin çiçeklerin amansız savaşçısıdır onlar. Çiçeğini bırakıp gelmişti Küçük Prens. Bundan dolayı biraz pişmalık duyuyordu ama geldiği gezegende gökyüzünde ki o ışıkta çiçeğinin olduğunu biliyordu. Ekin Yazar 1 numaralı resmini çizdikten sonra sanat şaheserini büyüklere gösterip onlara, resimden kokup korkmadıklarını sorar. Fakat ''Şapkadan kim korkar?'' cevabını bu bir şapka resmi aslında fil yutmuş bir boğa yılanını resmetmiştir. 1 numaralı resmin anlaşılmaması üzerine yazar büyüklere her şeyi açıklamak gerektiğinden yakınarak 2 numaralı resmini çizer. ama büyükler bu resmi gereksiz bulur ve ona yılan çizmeyi bırakıp kendisini daha faydalı alanlarda geliştirmesini söylerler. Eğer insanlara 1 numaralı resmi gösterip ne olduğunu sorarsanız büyük çoğunluğu kitaptaki büyükler gibi şapka cevabını verir. Kitabı okumamış olsaydım ben de bunun bir şapka resmi olduğunu söylerdim çünkü gerçekten şapkayı andırıyor. Ama yazar bunu tamamen farklı bir şeyi fil yutmuş bir yılanı düşünerek çizmişti. Herkesin hayal gücü farklıdır. Psikologlar bazen hastalarına sorunlarının ne olduğunu anlayabilmek için karmaşık şekiller gösterirler her hasta bunu farklı bir şeye benzetir bu test psikoloğun sorunu anlamasına yardımcı olur. Bence 1 numaralı resim de mürekkep testleri gibi kimisi dağ diyor kimisi şapka belki de bazısı yazar gibi düşünüyor sonuçta herkes kendine göre yorumluyor bu garip kahverengi resmi. 2 numaralı resim ise çok açık çünkü diğer resmi açıklamak için yapılmış. Kısacası yazar 2 numaralı resim 1 numaralı resmin büyüklerin dünyasına uyarlanmış, açık hale getirilmiş büyük kavramı yaşı büyük insanları değil hayal gücünü kullanmayan insanları niteliyor. Eğer böyle biriyseniz durun ve düşünün orada bir yerlerde bir ses mutlaka bu hayatın yeterince eğlenceli olmadığını söylüyordur yeter ki dikkatle dinleyin. Ege Can Bu gezegen şu ana kadar gördüğüm en küçük gezegendi. Üzerinde yalnızca bir sokak feneriyle bir fenerciye yer vardı. Bu adamın diğer gezegenlerdekilere benzemediğine karar verdim. Hiç olamazsa bir şeyler başarıyordu. Feneri yakmakla, bir yıldız daha veya bir çiçek daha doğuyordu. Söndürmekle ise çiçeği veya yıldızı uyutmuş oluyordu. Fenercinin gezegeninde her dakikada bir yeni bir gün başlıyordu. Her gece olduğunda feneri yakmak her sabah olduğunda da feneri söndürmek zorundaydı. Bu nedenle durmadan çalışıyor hiç uyuyamıyordu. Önceden gezegende günler daha uzunmuş. Fenerci sabahları dinlenip geceleri uyurmuş. Ama gezegen zamanla daha hızlı dönmeye başlamış. Sonunda gezegen dakikada kendi etrafında bir tur atıyor, gezegenin her turunda gezende bir gün yaşanıyor. Fenerciye niçin uyuyamadığı halde hala çalıştığını sordum. Bana emrin böyle olduğunu söyledi. Zavallı fenerci durmadan çalışmak zorunda. Ona verilen emre ve emri veren kişiye bağlı bir şekilde çalışıyor. Ama sanırım ona bu emri veren kişi, fenerciyi fenercinin kendisini sevdiği kadar sevmiyor. Evet emri ilk verdiği zamanlar fenerci rahatça yaşayabiliyormuş ama şimdi gezegen daha hızlı dönüyor. Bu nedenle fenerci emre uymak için uyumadan çalışmak zorunda. Bence emri veren kişi fenerciyi sömürüyor. Fenerci bunu anlamasın diye emri değil sadece koşulları değiştirmiş. Yetişkinleri anlamıyorum. Neden her zaman daha fazlası için başkalarını sömürüyor. Eğer bu gezegende iki kişilik yer olsaydı fenerciyle dost olurdum ve güneşin batışını yirmi dört saatte bin dört yüz kırk kere seyrederdim.
küçük prens kitaptan çıkarılan sonuç