96eTXr. Mukaddes Kitabın Görüşü Yaşlılara Nasıl Davranmalıyız? GEÇEN yaz Avrupa’yı kasıp kavuran son 60 yılın en sıcak hava dalgası yüzünden binlerce kişi öldü. Ölenlerin çoğu yaşlılardı. Onlardan bazıları akrabaları tatilde olduğu için evlerinde yalnızdı. Söylenenlere göre başkaları ise kaldıkları hastane ve huzurevlerinde fazla mesai yapmak zorunda olan personel tarafından ihmal edildiler veya kendi hallerine bırakıldılar. Le Parisien gazetesinin haberine göre, sadece Paris’te sahip çıkılmayan 450 cenaze bulunuyordu. Yalnız ve isimsiz şekilde ölen bu kişilerin durumu hakkında gazetede şu soru yer aldı “Nasıl bir hale düştük ki annelerimizi, babalarımızı, büyükannelerimizi ve büyükbabalarımızı unutuyoruz.” Her ay 65 yaşın üstündeki nüfusa insanın katıldığı bir dünyada, yaşlıların ihtiyaçlarıyla ilgilenmek günümüzün en büyük kaygı nedenlerinden biri haline gelmiştir. ABD Nüfus İdaresi nüfus istatistikleri programlarının yöneticisi Nancy Gordon şunları söylüyor “Küresel yaşlanma daha önce hiç görülmemiş ölçüde artmıştır. Bu nedenle ülkelerin yaşlıların sayısındaki bu artışla ilgili ortaya çıkan sorunlara ve fırsatlara verecekleri tepkiyi yakından takip etmemiz gerekecek.” Yaşlılarla ilgilenen başka biri ise Yaratıcımızdır. Onun Sözü olan Mukaddes Kitapta yaşlılara aslında nasıl davranılması gerektiği yazıyor. Yaşlılara Saygı Gösterin Tanrı’nın Musa’ya verdiği Kanun bizi yaşlılara saygı göstermeye teşvik eder. Kanunda şöyle der “Ak saçlının önünde ayağa kalkacaksın, ve kocamış olana hürmet edeceksin” Levililer 1932. Tanrı’ya tapınan itaatli kimselerden, 1 büyüğe saygının bir ifadesi olarak ve 2 Tanrı’ya tapınanların, O’na saygıdan kaynaklanan bir korku duyduklarının kanıtı olarak, yaşlının önünde ayağa kalkması’ bekleniyordu. Böylece yaşça olgun kişiler onurlandırılmalı ve değerli kişiler olarak görülmeliydi Süleyman’ın Meselleri 1631; 2322. Bugün İsa’nın takipçileri Musa Kanununu tutmak zorunda olmasalar da, kanundaki ilkeler Yehova’nın düşüncelerini ve önceliklerini gösterdiğinden önemlidir. Böylece Yehova’nın yaşlı kişilerle ilgilendiğini ve onlara çok saygı gösterdiğini kuşkusuz söyleyebiliriz. İsa’nın takipçilerinin cemaatinin birinci yüzyıldaki üyeleri bu ilkeleri anlamış olduklarını gösterdiler. Bunun ilk kanıtları Mukaddes Kitabın Elçilerin İşleri kitabına kaydedilmiştir. O zaman Yeruşalim’de yaşayan İsa’nın takipçilerinin arasında yoksul ve dul kişiler vardı. Şüphesiz onların bir kısmı yaşlı kişilerden oluşuyordu. Elçiler dul kadınların gündelik yiyeceklerini karşıladıklarından emin olmak için cemaatle ilgili “yapılması gereken bu işle” özel olarak ilgilenecek “iyi nitelikleriyle tanınmış” yedi kişi tayin ettiler Elçilerin İşleri 61-7. Elçi Pavlus da İsa’nın takipçilerinin cemaatinde ak saçlının önünde ayağa kalkma’ ilkesini uyguladı. O, İsa’nın genç bir takipçisi ve cemaatte bir gözetmen olan Timoteos’a “Yaşlı adamı ağır şekilde eleştirme; ona babanmış gibi, . . . . yaşlı kadınlara annenmiş gibi . . . . ricada bulun” dedi 1. Timoteos 51, 2. Genç Timoteos İsa’nın yaşlı takipçileri üzerinde bir derece otoriteye sahip idiyse de, ona yaşlı erkekleri küçük düşürmemesi söylendi. Bunun yerine onlara bir baba gibi saygıyla davranması ve cemaatindeki yaşlı kadınlara da benzer şekilde saygı göstermesi söylendi. Böylece Pavlus Timoteos’a ve aynı zamanda cemaatin tüm üyelerine ak saçlının önünde ayağa kalkmayı’ bir bakıma tembihlemiş oldu. Elbette, Tanrı’ya tapınanların yaşlı kişilere saygıyla davranmaları için bir kanuna ihtiyaçları yoktur. Mukaddes Kitapta kayıtlı olan Yusuf’un örneğini düşünün. O hiçbir masraftan kaçınmayarak, kıtlık zamanı 130 yaşındaki yaşlı babası Yakub’un Mısır’a taşınmasını sağlayarak babasının hayatını kurtarmıştı. Yusuf 20 yıldan uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen “babasını görür görmez boynuna sarılıp uzun uzun ağladı” Tekvin [Yaratılış] 4629, YÇ. Yusuf, yaşlılara şefkatle ve derin saygıyla davranmak İsrailliler arasında kanun haline gelmeden çok uzun zaman önce bunu yaparak Tanrı’nın görüşünü yansıttı. İsa da hizmeti süresince yaşlılarla ilgilendi. O dinsel gelenekleri uğruna yaşlı ana babalarını ihmal etmeyi haklı çıkaran dinsel liderleri şiddetle kınadı Matta 153-9. İsa ayrıca kendi annesiyle de sevgiyle ilgilendi. O işkence direğinde büyük acılar içindeyken bile, çok sevdiği elçisi Yuhanna’nın, yaşlı annesiyle ilgileneceğinden emin olmak istedi Yuhanna 1926, 27. Tanrı Vefalı Olanları Terk Etmez Mezmur yazarı “İhtiyarlık zamanında beni kendinden atma; kuvvetim tükendiği zaman, beni bırakma” diye dua etti Mezmur 719. Tanrı imanlı hizmetçilerini, kendilerini artık yararlı biri olarak hissetmedikleri zaman bile bir kenara atmaz’. Mezmur yazarı, Yehova’nın onu bıraktığını düşünmektense, yaşlandıkça Yaratıcısına daha çok güvenmesi gerektiğini fark etti. Yehova böyle vefalı kişileri hayatları boyunca destekler Mezmur 1825. Bu destek çoğu kez, İsa’nın takipçilerinden oluşan iman kardeşlerimiz aracılığıyla gelir. Yukarıda bahsedilenlerin ışığında Tanrı’ya saygı göstermek isteyen birinin, aynı zamanda yaşlılara da saygı göstermesi gerektiği açıktır. Yaşlı kişiler Yaratıcımızın gözünde gerçekten değerlidirler. O halde, Tanrı’nın benzeyişinde yaratılmış olan bizler de her zaman ak saçlı’ kişiler hakkındaki tanrısal görüşü yansıtmalıyız Mezmur 7118. [Sayfa 15’teki resim] İsa’nın takipçileri yaşlılara değer vererek saygıyla davranmalıdırlar
Turistler ülkemizin zenginliklerine aşık olan, gelip görmeye gezmeye gelen yabancı vatandaşlardır. Ülkemiz yeraltı ve yerüstü zenginleri bakımından oldukça ilgi görmektedir. Her yıl kültürel, tatil, gezi, araştırma turistleri gelmekte. Ekonomimize yaptığı önemli destekler sayesinde hayatımız baştan sonra değişiklik göstermekte. Her yıl bir önceki yıla göre turist oranımız artmakta. Gelen turistler ülkemizin ekonomimize destek sağladığından dolayı yardımcı olmamız gerekiyor. Türk milletinin içinde olan hoşgörü ve misafirperverliği en güzel şekilde göstermeliyiz. Başımızın üstünde yeri olan insanlara yardımcı olmalıyız. İhtiyaçları konusunda elimizden geleni yapmalıyız. Turistleri kandırmak isteyen kişilere de mani olmalıyız. Ülkemizde kandırıldıklarını hissettiklerinde bir daha ülkemize gelmezler. Zaman içerisinde ise gelirimiz düşeceğinden dolayı sıkıntılı zamanlar bizi bekleyebilir. Tatil beldelerimizde turistlere bacımız, kardeşimiz gibi görmeliyiz. Sarkıntılık yapanlara müsaade etmemeli gerektiğinde polise bildirmeliyiz. Bayan turistlerin en çok yaşadığı tacizlere karşı millet olarak ayakta durmalıyız. Sahip çıkmazsak eğer bize sahip çıkacak kimse olmaz. Türk milletini farklı lanse eden insanlara müsaade etmemeliyiz. Türk halkı olarak bizi yanlış tanımalarını istemeyiz. Her türlü yanlış davranıştan kaçınmalıyız. Gerekirse kendi haklarımızdan feragat ederek onlar için çaba göstermeliyiz. Başa dön tuşu
İçindekiler1 5. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Nezaket Kuralları Metni Soruları ve Cevapları Sayfa Nezaket Kuralları Metni Soruları ve 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Lisans Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 62 Soru Yaşadığımız toplumda uymamız gereken nezaket kuralları nelerdir? Soru Aşağıdaki boşlukları örnekte olduğu gibi nezaket kurallarına uygun ifadelerle 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Lisans Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 63 Sınıfınızda nezaket kurallarına uymayan bir arkadaşımız olduğunu 1. Bu durumda ona nasıl davranmalıyız? 2. Arkadaşımızın davranışlarını düzeltmek için neler yapmalıyız? 3. Bu problemi çözmek için hangi yöntemlere başvurmalıyız? Videolu Sesli Anlatım için 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 62-63. Sayfa Cevapları Lisans Yayıncılık Ders Kitabı konusunu Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Nezaket Kuralları Metni Soruları ve Cevapları Sayfa 62-63Nezaket Kuralları Metni Soruları ve Cevapları5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Lisans Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 62 CevabıSoru Yaşadığımız toplumda uymamız gereken nezaket kuralları nelerdir?Cevap Maddeler halinde Yaşadığımız toplumda uymamız gereken nezaket kuralları nelerdir? sorusunun uzun açıklaması için toplumda uymamız gereken birçok Nezaket kuralı bulunmaktadır. Nezaket kurallarına Örnek vermek gerekirse telefonla yüksek sesle konuşmama Yaşlılara saygı göstermek küçükleri sevmek otobüste yaşlılara hamilelere ve yardıma muhtaç olan insanlara yer vermek yardıma muhtaç olan komşularımıza ve yaşlılara yardım etmek komşularımız gözetmek gibi birçok uymamız gereken Nezaket kuralları Aşağıdaki boşlukları örnekte olduğu gibi nezaket kurallarına uygun ifadelerle Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 62-63. Sayfa Cevapları Lisans Yayıncılık Ders Kitabı5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Lisans Yayıncılık Ders Kitabı Sayfa 63 CevabıSınıfınızda nezaket kurallarına uymayan bir arkadaşımız olduğunu Bu durumda ona nasıl davranmalıyız?Cevap Bu durumda çok üzülürdüm ve bu yapmış olduğunun yanlış olduğunu güzel bir dille Arkadaşımızın davranışlarını düzeltmek için neler yapmalıyız?Cevap Arkadaşımı davranışlarını düzeltmek için ona ilk olarak güzel dille yapmış olduğunun yanlış olduğunu anlatırdım ardından bu durum devam ediyorsa öğretmenimden yardım isteyerek Bu konu hakkında bizlere yardımcı olmasını ve bizlere bilgi vermesini Bu problemi çözmek için hangi yöntemlere başvurmalıyız?Cevap Bu problemi çözmek için arkadaşımız da güzel dille konuşmalı ve yapmış olduğunu yanlış olduğunu anlatmamız Sesli Anlatım için 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 62-63. Sayfa Cevapları Lisans Yayıncılık Ders Kitabı konusunu izleyebilirsiniz. 5. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 62-63. Sayfa Cevapları Lisans Yayıncılık Ders KitabıKonusu Hakkında Soru Sormak İster Misiniz ? Yorum ve Düşüncelerinizin Bizim İçin Ne Kadar Değerli Olduğunu Biliyor Musunuz ? Destek ve Yorumlarınız için Tıklayınız...
yaşlılar Doğumdan ölüme kadar bir yaşam süreci vardır bu zamanlar içersinde bebek, çocuk, genç, orta yaş ve yaşlılık olarak dönemlerden geçeriz. Dünyamız tarihi boyunca milyarlarca insanı tiyatro sahnesi gibi herkese rol vermiştir. Ülkelerin yaşam ortalamasına göre değişiklik gösterebiliyor. Yaşlılar büyüklerimiz olduğundan dolayı bizler gibi sağlıklı ve dinç değillerdir onlara karşı bir takım sorumluluklarımızın olduğunu bilmemiz gereklidir. Yaşlanan insanlar görevlerini yapmış olurlar onların beklediği tek bir şey varsa oda ölüm olmaktadır. Ülkemizde yaşlı insanlara karşı yeterince yardımcı olunmadığı gibi toplum içersinden dışlanmaktadır. Onları aramıza dahil ederek tecrübelerinden faydalanabiliriz. Sözlerini dinlememiz gerekiyor bir yaşam tecrübesi vardır. Saygı ve sevgi içersinde hiçbir zaman kusur işlenmemesi gerekli olur. Onların en büyük sorunlarından biriside yalnızlık olacaktır kimselerin farkına varmamasıdır. Büyüyen çocuklardan onlara bakmayıp ilgilenmemesi ile başlar. İhtiyaçları karşılanması gereklidir sıklıkla ilgi gösterilmesi lazımdır. Büyüklerimize karşı devamlı ilgili olup onların hayır duasını almamız gerekir. İyi davranmalıyız nasıl bizler için fedakar bir aile olduysa öyle olması lazım. yaşlılar Başa dön tuşu
SOSYAL VE PSİKOLOJİK YÖNLERİYLE YAŞLILIK Hayat bir parça nakış işlemesine benzetilebilir. Hayatın ilk yarısındaki herkes işlemenin ön tarafını görür. İkinci yarısında ise tersini. İkincisi o kadar güzel değildir, ama daha öğreticidir. Çünkü iplerin birbirine nasıl bağlandığını görmemizi sağlar. Gençliğin bakış açısından bakıldığında hayat sonsuz derecede uzun bir yolculuktur. Yaşlılıktan bakınca çok kısa bir geçmişe benzer. Gemiyle uzaklaştığımızda kıyıdaki nesneler daha küçük, tanınması ve ayırt edilmesi daha zor hale gelir. Aynı şekilde olaylar ve etkinliklerle dolu geçmiş yıllarınızı da tanıyamazsınız. Hayatının son dönemindeki hiçbir insan, samimiyse ve bütün melekeleri yerindeyse, her şeyi yeniden yaşamak istemez. Bunu yapmaktansa tamamen yok olmayı tercih eder. Dünyada birçok ülkede yaşlı nüfusun çoğalması giderek hızlanmıştır. İki bin yılında 60 yaşın üstündeki insan sayısı altı yüz milyona ulaşmıştır. Türkiye genç bir nüfusa sahip olmasına rağmen yaşlı nüfusu da hızla artmaktadır. Türkiye´de toplam 3,5 milyon yaşlı insan vardır. Çalışmalar, 2025 yılında ülke nüfusunun % 65 yaş ve yukarısında olacağını göstermektedir. Yaşlı sayısının hızla artmasına rağmen Türkiye´de hali hazırda 127 huzurevinde 11258 yatak kapasitesi bulunmaktadır. Yani huzurevleri artan ihtiyacı karşılayamamaktadır. Bu nedenle yakınlarıyla oturamayan yaşlılar kendi evlerinde, yalnız yaşamlarını sürdürmek durumundadırlar. Dünya Sağlık Teşkilatı´nın 1963 yılında yaşlıların sağlık sorunları konusunda düzenlediği seminerde yaşlanma kronolojik olarak üçe ayrılmıştır Hobson, 1970 Orta yaşlılar 45-59 yaş Yaşlılar 60-74 yaş Kocamışlar 75 + yaş Yaşlılık dönemi 65 yaş ve üzeri olarak kabul edilir. Yaşlılık Göstergeleri Yaşlılık kaçınılmaz ve geri dönülmez bir süreçtir. Tüm canlılar ; yaşamlarının sonuna doğru kocarlar ve ömürlerini tamamlarlar. Yaşlanma sadece insanoğluna özgü bir olay değildir. Çağımızda yaşam sürecinin bir parçası olarak görülen yaşlanma insan türünde zamana bağlı değişimleri içine alır. İnsan organizmasının yaşam döngüsünün herhangi bir organizma gibi doğumla başlayıp ölümle son bulması doğanın evrensel bir olgusudur. Algılamada yaşlanmayla birlikte bir azalma, yaratıcı yeteneklerde bir azalma, dikkatsizlik, daha yavaş düşünme hızı görülebilir. Buna karşın yaşam deneyimleri ile birey zenginleşmiş olduğundan, iyi bir değerlendirme ve zengin konuşma dili ise kazançlarıdır. Öğrenme yeteneğindeki azalmaya, hareketlerindeki yavaşlama da eşlik edebilir. Yaşlılarda daha önce edinilen bilgiler sağlam kalır ve yeni öğrenilen bilgiler çabuk unutulur. Zihinsel değişikliklere paralel olarak, kişilikte de değişiklikler oluşabilir. Yeni durumlara uyum sağlayabilme, yeni düşünceleri kabul etmede güçlük yaşayabilir. Çevreye karşı daha az ilgili, kendi bedenine ve kendine karşı daha ilgili olup, ilişkilerde daha derin ve seçici olabilirler. Yeniliklerden ürkebilirler ve eski yaşamlarını özleyerek genç nesille aralarındaki uzaklık artamaya başlayabilir. Yaşlılıkla birlikte bedende fiziksel yakınmalar da artar. Sağlıklarına aşırı önem verme, her gün bir hastalıktan söz edip, sık sık doktora başvurmalar artabilir. Ayrıca aşırı tutumluluk, kişisel eşyalarına karşı bağımlılık geliştirebilirler. Yaşlıların yağ dokusu azalmış, cildi buruşmuş, terlemesi azalmıştır. Vücut kılları az ve beyazdır. Yaşlılık bireyin geçmişini de daha sıklıkla sorguladığı bir dönemdir. Kişi geçmişinde kendisine doyum veren bir hayat yaşamışsa, hedeflerine, isteklerine, ideallerine yaklaşabilmişse, yaşlılığı daha kolay kabullenir. Üretkenlik döneminde yapamadığı etkinliklere katılabilir. Seyahat etmek, okumak, artık daha genişlemiş olan ailesine ve arkadaşlarına zaman ayırmak gibi, yaşamını zenginleştiren şeyler yapabilir. Yaşlılığı kabullenme her bireyin dinamiklerine göre değişir. Maddi olarak güvencesi olması ya da maddi gücün az olması, ailesi ve dostları içinde sevdiği kişileri kaybetmiş olması, kendini fazlalık olarak hissetmesi, yakınlarına yük olduğunu varsayması yaşlı kişileri etkileyebilir. Huzursuz bir dönem başlayabilir ve yaşlı kişi depresyona girebilir. Türkiye´nin nüfus ve toplumsal yapı özelliklerinden kaynaklanan nedenlerle yaşlılık henüz ülkemizde yaygın toplumsal sorun düzeyine çıkamamıştır. Bununla birlikte,özellikle büyük kentlerimizde yaşlıya yönelen hizmetlere ihtiyaç duyulması sorun olma yolunda bir eğilimi göstermektedir. Türkiye ´de yaşlı hizmetleri içinde ilk sırayı sosyal güvenlik programları ve sosyal hizmet programları çerçevesinde kurum bakımı huzurevleri almaktadır. Eski Çin kültlerinin devamı olan Taoist felsefede ölümsüzlük, uzun yaşam sanılmaktadır. Doğu; edebiyatında rubai türünün kurucusu sayıları Ömer Hayyam yaşlılığa bakışının ana dokusu olan duygulan öne çıkarıyor. “Gençlik dediğin kitap okunmuş artık Eyyâmı bahar uzaklaşmış kış artık Bir neşeli kuştu gençlik fakat heyhat Gelmiş, konmuş, ötüp de uçmuş artık.” Çok değerli ozanımız Behçet Necatigil daha otuz yaşındayken yazmış olduğu “Nineler” adlı şiirinde yaşlının dramını sergilemektedir. “Küçüldünüz temelli Çocuklar kadarsınız Halinizden belli Hatıralarla yaşarsınız Nineler, gece gündüz aklınız Dünyasını sürmemiş Oğlunuza gider Muradına ermemiş Yavrunuza gider Mesut yuvanız vardı Yiğit kocanız vardı Şunun bunun elinde Hor tutulursunuz Ağrınıza gider Ya çoğunuz inmeli Ya gözünüz perdeli Ağır işitir kulağınız Nineler yazık oldu size Oğlunuzun, kızınızın Arkasına kaldınız. Yaşlılarda beslenme Yaşlılar az az ve sık sık beslenir. Günde dengeli olarak beş öğün beslenmeleri gerekir. Yemekleri günlük olarak taze hazırlanır. Çok sıcak yemek servisi yapılmamalıdır. Çiğneme ve sindirme sorunları olabileceğinden kişinin zevki ve isteği de dikkate alınarak iyi pişmiş yemek hazırlanır. Çocuklarda olduğu gibi sebzeler ve meyvelerin vitamin değerleri yüksek olsun diye günlük taze sebze ve meyve sunulmalıdır. Meyve yemede sorun olursa taze sıkılmış suyu bekletilmeden içirilmelidir. Tat alma duyusundaki azalma tuz ve şeker konusunda ısrarlı olmalarına neden olabilir. Bu konuda açıklayıcı ve nazik olunmalıdır. Yaşlılarda tuvalet Yaşlı kişilerin sistemlerinin iyi çalışması için beslenmeye dikkat edildiğinde tuvalet ihtiyacında sorun yaşanmaz. Ancak sık sık idrara çıkma idrar yaparken zorlanma veya idrar kaçırma görülebilir. İdrarın kanlı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Her gün idrar ve dışkının yapılıp yapılmadığı bilinmeli ve takip edilmelidir. Yaşlılarda giyinme Yaşlılarda dolaşım hızının düşmesi ve yağ dokunun azalması ile birlikte daha çok üşüme olur. Bu nedenle yaşlılar ince ama birkaç kat giydirilir. Giysilerin temiz ve deriyi tahriş etmemesi için yumuşak olmasına dikkat edilir. Pamuklu ve ince yünlü giysiler tercih edilir. Yaşlılarda banyo Sürekli evde olsalar bile insanlar normal vücut faaliyetlerinden dolayı kirlenirler. Bu nedenle haftada en az iki kez yıkanılmalıdır. Yaşlı kişinin banyosu düşüp kaymasını engelleyecek biçimde düzenlenmelidir. Duvarlarda ve küvette tutunma yerleri bulunmalıdır. Suyun ısısı önceden hazırlanmalı kaynar sudan yanmaya karşı önlem alınmalıdır. Küvet içinde oturma yeri hazırlanmışsa kaygan olmadığı kontrol edilir. Temizlik maddeleri deriyi kurutan cinsten olmamalı veya sonra nemlendiriciler kullanılmalıdır. Saçlar kurutulmadan örtü altına alınmamalıdır. Yardımsız yıkanabilen yaşlılar için her an ihtiyacının olabileceği düşünülerek banyonun dışında ve hazır beklenir. Yaşlılarda diğer destek işler Yaş ilerledikçe yakını görememe başlar. Gözlük kullanan yaşlıların gözlüklerinin boyundan geçecek şekilde tutturulması gerekir. Gözlüklerinin kirlendiğini fark etmeyebilirler. Yaşanan ortamın aydınlatması iyi olmalıdır. İşitme kaybı oluşmuş ise konuşmalar göz göze gelecek şekilde yavaş ve anlaşılır şekilde yapılmalıdır. Eğer işitme cihazı kullanıyorsa gece çıkarması sağlanmalıdır. Diş protezi gibi eşyalarının temizliğine dikkat ve özen gösterilmelidir. Diş fırçalamada yardım gereksiniyorsa mutlaka verilmelidir. Dokunma duyularında azalma olduğundan donma, yanma ve morarmayı fark edemeyebilirler. Bu konulara dikkat etmelidir. Ayaklarda sürtünmeye bağlı veya tırnak batmasına bağlı yaralar oluşabilir. Kontrolü ve bakımı yapılmalıdır. İlaç alım saatlerini unutup karıştırabileceklerinden sürekli kullandıkları ilaç bile olsa takibi ve kontrolü yapılmalıdır. Namaz kılan kişiler saatleri konusunda uyarılmalıdır. Aynı vakit namazı tekrar edebileceklerini dikkate alarak duvara asılabilecek bir işaret kağıdı ile hatırlatma sağlanabilir. Sürekli kullanılan eşyaları kolay ulaşılabilecek yerde olmalıdır. Telefon ulaşabileceği bir yerde ve önemli numaralar görebileceği büyüklükte yazılı olmalıdır. Yaşlılar iyi yaptıkları işlerde desteklenmelidir. Sağlığı elverdiği ölçüde her gün dışarı çıkabilmeli yürüyüş için motive edilmelidir. Dışarıda sohbet edeceği arkadaş bulabileceği ortamlar hazırlanabilir. Dışarı çıkarken mutlaka kimliği adresi, gerekli numaralar yanında olmalıdır. Kayıp halinde hemen polise başvurulmalıdır. Yaşlılarla tartışmaya girilmemelidir. Ölüm İnsanların çoğu hayatlarının sonunda geriye dönüp baktıklarında molalarda yaşadıklarını görürler. Takdir etmeden ve zevk almadan yanlarından geçip giden şeyin hayatları olduğunu gördüklerinde şaşırırlar. Ve böylece umutlarla kandırılan insan ölümün kollarına koşar. Ölümün olduğu yerde ben yokum benim olduğum yerde ölüm yok. o halde neden korkayım. Sürekli iç içe, karşı karşıya olmamıza rağmen; üzerinde zorunlu kalmadıkça konuşmadığımız bir konudur ölüm. Bu tutumumuzun, mantıklı sayılabilecek açıklamaları vardır. Konu, pek hoşa gitmez ve çoğumuz için iticidir. Öte yandan, sağlıkla iç içe olunca “ölüm” konusuna uzak durmamız söz konusu değildir. Yaşamın kalitesini artırmaya ve süresini uzatmaya yönelik çabalarımızın; ölümü tanımadan, ölümü yok sayarak anlam kazanması ve başarılı olması mümkün değildir. Ölüm ile yaşam arasındaki bağlantı bu iki kavramın tanımlarında kendini çok iyi sergilemekte; yaşamı tanımlamadan ölüm tanımlanamamaktadır... Ölümü genel anlamıyla “yaşamın olmaması” biçiminde tanımlamak çok pratik bir çözüm gibi görünmesine rağmen, bu tanım yanıltıcı olabilir. Uzayda yaşam olmaması ile uzayın ölü olması aynı değildir. Ölüm, yalnızca yaşamış veya yaşamakta olan varlıklar için söz konusu olabileceğinden, uzayın ölü olduğunu söylemek onun yaşamış olduğunu söylemek olur. Ölümü daima yaşama başvurarak tanımlamak zorunda olmamız, bizi yaşamın tutarlı bir tanımının gerekli olduğu yargısına götürür. Ancak, yaşamın her koşulda doğru ve anlamlı olan bir tanımı yapılamamış ve sınırları belirlenememiştir. Bu nedenle ölümün de ideal bir tanımı yapılamaz. Doğa, yaşam ile ölümü birbirinden ayırma konusunda bizim kadar ısrarcı değildir! Yaşamı, canlılığı belirleyen öğeler olarak şunlar gösterilebilir organizasyon, uyarılabilirlik, hareket, büyüme, üreme uyum sağlama. Ölüme yaklaşan kişi kendisiyle ilgilenilmesini, desteklenilmesini ve yardım edilmesini ister. Ölüm süreci birkaç gün sürebilir. Bu süreçte duygusal ihtiyaçlar belirir. Ölümden korkulabilir. Kişi ailesinin ihtiyaçları ve geleceği ile ilgili kaygı yaşayabilir. Yaşamın bittiğini görünce başarısızlık duygusu yaşanabilir. Kişinin ne hissettiği ile ilgili kendisi ile konuşulursa daha iyi hisseder. Öleceğini anlayan kimse bunu önce kabul etmeyebilir. Bir yanlışlık olduğunu umar. Daha sonra öfkelenir. Yapması gereken bir çok şey varken ölmenin haksızlık olduğunu düşünür. Ölmemek için yollar arar. Bu da bir sonuç vermeyince bunalım yaşayabilir, depresyona girebilir. Daha sonra pazarlık süreci başlar “torunumun ilk yaşını göreyim”, “oğlumun/kızımın hayırlısıyla mürüvvetini göreyim” gibi. En son ise durumunu kabullenir, ölümün çok yakınında olduğunu bilir ve artık onunla yüzleşmeye hazırdır. Bu dönemde kişi son derece yorgun ve bitkin görünebilir, uyumak isteyebilir. Çünkü uykuda yaşanan ölümler daha sessiz ve acısız olmaktadır. Benzer aşamaları hasta kişinin yakınları da yaşayabilir. Şaşkınlık geçirip tepkisiz kalabilirler. Durumu anladıklarında bazen mide bulantısı geçirebilirler. Öfke ve umutsuzluk yaşayabilirler. Uzun süre yatağa bağlı hastaların yakınları ölümü daha doğal karşılayabilir. Cenaze işlemleri gibi dini törenler kişileri rahatlatabilir. Sonra ölenin eksikliğine alışılmaya başlanır. Ölümü yaklaşan kimsenin iştahı olmaz. Damardan beslense bile ağızdan yudum yudum su verildiğinde kendini iyi hisseder. Yutmada güçlük çekiyorsa beze sarılı bir buz parçasını emebilir. Ağızda balgam birikebilir. Ağız silinir ve gerekirse yan döndürülüp yatırılır. Göz ve burun da temiz tutulmalıdır. Cilt soğuk olduğu halde kişi sıcaktan yakınabilir. Terleyebilir. Hastayı yatakta silmek ve çarşaflarını değiştirmek iyi gelir. İdrarını tutamayanlar için yatak temiz ve kuru tutulmalıdır. Yatış pozisyonu sık sık değiştirilip rahat ettirilmeye çalışılır. Dil gırtlağı tıkamasın diye baş dik ve yan durumda yatırılır. Ölümü yaklaşan kişi huzursuzluk çekebilir. Bu durumda yatak kenarları güvenliğe alınır. Odanın ışıklandırması normal olmalıdır. Yanında normal sesle konuşulur. Duyması istenmeyen bir şey dışarıda konuşulur. Kişi bilinçsiz olsa bile yanında istemeyeceği şeyler konuşulmamalıdır. Hoşa gidecek şeylerden konuşmak hastayı rahatlatır. Ölmekte olan ve çevresindekiler, kalan yaşam süresi konusunda bir diğerinin ne bildiğini tahmin etmeye çalışırlar. Ölmekte olanın ailesi de hastayı incitme korkusuyla suskun kalır veya ne söyleyeceklerini bilemediklerinden ondan kaçar. Ölümün yaklaştığını gösteren belirtiler Hareket gücü yavaş kaybolur. Ayak ve bacaklardan başlar. Mide ve barsağın normal işlevi kaybolur. Hastanın ateşi yüksektir. Kol ve bacakları üşümeye başlar ve buraları nemli hisseder. Cilt morarır. Nabız düzensiz zayıf ve hızlıdır. Hastanın ağrısı azalır. Zihin bulanıklığı görünür. Bilincini kaybedebilir. Çene ve yüz kasları gevşer gözler kısmen açık olabilir. Solunum ve kalp atışları duran kimse normal olarak ölüdür. Hemen bütün ölümlerde görülen tipik bulgular; vücut sıcaklığının düşmesi ölü morluğu ve ölü sertliği dir. Yasalarda tanımlanan ölüm, solunum ve dolaşımın durmasıdır. Yasal ölüm vücut ölümü her zaman biyolojik ölüm ile örtüşmez. Solunum ve dolaşımın yalnızca dışarıdan destekle sürdürülebildiği durumlarda kişi yasal olarak ölüdür. Ölüme karar vermede en güvenilir yöntem , kalbin stetoskopla 4-5 dakika süreyle dinlenmesidir. Bu süre içinde hiçbir kalp sesi duyulmamışsa kişinin ölmüş olduğu kabul edilebilir. Göz ve solunum refleksleri kaybolmuştur. Göz bebekleri önce genişler, sonra -ölü katılığının başlamasıyla- daralır. Ölümden sonra vücut sıcaklığı ilk on iki saatte saat başına 1 santigrat kadar düşer. Normal koşullarda ceset 18-24 saat içinde bulunduğu ortamın sıcaklığına gelir. Profesyonel olmayanların henüz ölmemiş bir insanı ölü olarak değerlendirmeleri, sık görülen bir durumdur. Ancak, hekimler de bu konuda yanılabilirler. Buna özellikle suda boğulma, elektrik çarpması, zehirlenmeler ve yenidoğanda oksijensizlik durumlarında rastlanmaktadır. Savaş, salgın hastalık ve kitlesel ölümlere yol açan doğal afet durumlarında da yanlışlıkla ölüm tanısı konulması olasılığı artar. “Yalancı ölüm” olarak adlandırılan böyle durumlar korku öykülerine konu olmuştur. Kısa aralıklarla yinelenen muayeneler bu tür durumlarda doğru tanı konulmasını sağlar. Kişinin canlı olabileceği konusunda en ufak bir olasılık bile varsa, canlandırma çabaları sürdürülmelidir. Bakıcının ölmekte olanlara yönelik görevi, onların birer nesne olarak değil, düşünen, anlayan, sosyal konumu ve anıları olan “bireyler” olarak ölebilmelerini sağlamaktır. Bu, insanı yaşatmaya çalışmaktan daha az kutsal değildir. Çoğu insan, düşünmektense ölmeyi yeğler. Bertrand Russell Ölmekten korkuyor değilim; ölürken orada olmak istemiyorum, o kadar... Woody Allen Dizleri üstünde yaşamaktansa, ayakları üstünde ölmek yeğdir. Emiliano Zapata Hiçbir şey için ölmeyecek biri, yaşamayı hak etmemiştir. Martin Luther King, Jr. Yaşam güzeldir. Ölüm huzur doludur. Zor olan, birinden ötekine geçmek... Isaac Asimov Otuzunda ölüp altmışında gömülmek… Bilinmiyor Müslümanlarda ölümü karşılama ve yapılacaklar Hasta can çekişirken ona yardımcı olmak yakınları için bir görev ve sevap bir ameldir. Bu yüzden onun yanında kelime-i şehadet getirmek ve söylemesine yardımcı olmak sünnettir. Çünkü Allah elçisi şöyle buyurmuştur “Ölülerinize; Lâ ilahe illallah’ı telkin ediniz. Çünkü ölüm halinde onu söyleyen bir mümini bu kelime Cehennem´den kurtarır”. “Son sözü La ilahe illallah olan kimse Cennet´e girer” Müslim, Cenâiz, 1, 2; Ebû Davud, Cenaiz, 16. Hastanın yanında şehadet getirilir ki, o da hatırlayıp şehadet getirsin. Yoksa ısrarla, sen de yap denilmez. Zira o anda zor bir durumdadır. Ona yeni bir zorluk çıkarmamalıdır. Bir defa da söylese yeterli olur. Bu telkini hastanın sevdiği birisi yapmalıdır. Amaç, hastada isteksizlik uyandırmamaktır. Kişi vefat edince ağzı kapatılır, bir bez ile çenesi başından bağlanır. Gözleri yumulur. Eller yanlarına getirilir. Bunu yaparken de şu dua okunabilir “Bismillahi ve ala milleti rasülih. Allahümme yessir aleyhi emrahu ve sehhil aleyhi ma ba´dehü ve es´idhu bi likaike vec´al ma harace ileyhi hayran mimma harace anhu”. Anlamı “Allah´ın ismiyle ve Resulullah´ın milleti dini üzerinde olsun. Allah´ım, onun işini kolaylaştır, bundan sonrasını ona kolay eyle, onu seni görmekle mutlu eyle. Dünyadan kendisi için çıkanı, kendisinin çıktığı şeylerden hayırlı eyle”. Sonra ölünün üstüne bir örtü çekilir. Öldükten sonra yıkanıncaya kadar yanında Kur´an okumak mekruhtur. Öldüğü iyice anlaşılınca hemen Mesaj tarihi 1439 - Önceki mesaj tarihi 1436 -Ayrıca hepsini yazmanıza gerek yok kısaca da yazabilirsiniz kendinize göre gerekli yerleri yazarsınız artık Umarım bir yardımcım olmuştur...İyi Günler....
yaşlılara nasıl davranmalıyız maddeler halinde